Tatilde hatıra telaşı zaman kaybı mı? Araştırmaya göre fotoğrafların %70’ine dönüp bakmıyoruz
Manzarayı, sofrayı, gün batımını kaçırmamak için telefona sarılıyoruz. Ancak dört ülkede 8 bin kişiyle yapılan araştırmaya dayanan rapor, çekilen fotoğrafların yüzde 70’ine yeniden bakılmadığını gösteriyor. Paylaşma düşüncesi ise daha fotoğrafı çekerken yaşadığımız andan aldığımız keyfi etkileyebiliyor.

Manzara güzel, ışık yerinde. Telefon çıkıyor, birkaç fotoğraf çekiliyor. Birinde gözler kapalı, diğerinde kadraja yabancı biri girmiş. Yeniden çekiliyor. Ardından videoya geçiliyor, paylaşılacak kare seçiliyor. Hatıra kalsın diye ayrılan zamanın sonunda telefonun hafızasına yeni görüntüler ekleniyor. Peki, o görüntülere bir daha ne zaman bakılıyor?
Fotoğraf uygulaması Popsa’nın yayımladığı 2026 tarihli “The Memory Economy” raporuna göre, çekilen fotoğrafların yüzde 70’ine yeniden bakılmıyor. Hatırlamak için kaydedilen görüntülerin büyük bölümü, cihazların depolama alanında bekliyor.
Binlerce fotoğrafın arasında kalan hatıralar
Censuswide tarafından Şubat 2026’da ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’da 8 bin kişiyle gerçekleştirilen anket, insanların fotoğraflarıyla kurduğu ilişkiyi inceliyor. Yalnızca tatil karelerini değil, günlük yaşamda çekilen fotoğrafları da kapsayan rapor, görüntü biriktirmekle onlara dönüp bakmak arasındaki farkı ortaya koyuyor.
Üstelik arşiv büyüdükçe onu düzenlemek de ayrı bir işe dönüşebiliyor. Katılımcıların yüzde 49’u, düzensiz fotoğraf arşivinin kendisini strese soktuğunu belirtiyor. Bir zamanlar güzel bir anı saklamak için çekilen kareler, daha sonra seçilmeyi, ayrılmayı ve düzenlenmeyi bekleyen dosyalar haline gelebiliyor.
Fotoğrafı kimin için çektiğimiz de önemli
Fotoğraf çekme alışkanlığının bir de paylaşım tarafı var. Görüntüyü saklamakla, başkalarına göstermek için hazırlamak aynı deneyimi yaratmayabiliyor.
Journal of Consumer Research’te 2018’de yayımlanan bir araştırmada, başkalarıyla paylaşmak amacıyla fotoğraf çekenlerin, kendileri için fotoğraf çekenlere göre yaşadıkları deneyimden daha az keyif aldığı görüldü.
Araştırmacılar bu sonucu, kişinin başkalarının gözünde nasıl görüneceğine ilişkin kaygısıyla açıklıyor. Dikkat, yalnızca yaşanan anda kalmıyor; paylaşımın nasıl karşılanacağına da yöneliyor. Bunun için kişinin fotoğrafta bulunması bile gerekmiyor. Bir manzara karesi de kendini başkalarına sunmanın aracına dönüşebiliyor.
Tatilde de ekrana fazla zaman ayırıyoruz
Bitkom’un Temmuz 2025’te yayımladığı başka bir anket, tatildeki sosyal medya kullanımına ilişkin dikkat çekici sonuçlar içeriyor. Almanya’da sosyal medya kullanan 709 tatilcinin yer aldığı grupta, yüzde 35 tatilde sosyal medyada fazla zaman geçirdiğini söylüyor.
Aynı grupta yüzde 34, başkalarının tatil fotoğraflarını veya videolarını gördüğünde kendi hayatından sık sık memnuniyetsizlik duyduğunu belirtiyor. Böylece bir kişinin paylaşmak için seçtiği güzel an, başka birinin kendi hayatını sorguladığı bir karşılaştırmaya dönüşebiliyor.
Bir kareyi saklamak, o anı yaşamakla aynı şey değil
Bu bulgular, fotoğraf çekmenin her durumda keyfi azalttığı anlamına gelmiyor. Fotoğraf çekmenin deneyime katılımı artırabildiğini gösteren çalışmalar da var. Çekilecek ayrıntıyı aramak, bazen çevreye daha dikkatli bakmayı sağlayabiliyor.
Ancak çekim, seçim ve paylaşım uzadığında geriye başka bir soru kalıyor: O günün ne kadarını yaşadık, ne kadarını kaydetmeye ayırdık? Telefonumuzda manzaranın onlarca görüntüsü bulunabilir. Yanımızdaki insanla konuştuğumuz şeyi, orada duyduğumuz sesi veya o an hissettiğimizi ise aynı klasörde bulamayabiliriz.
Ayni Kategoriden
Tumunu gorYorumlar
Yorumlar yonetim panelinde onaylandiktan sonra gorunur.